3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü’nde, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında düzenleniyor. İkinci gününde, katılımcılar kalkınmanın sermaye ile doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyorlar. Ancak, son zamanlarda küresel doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın finansal merkezler aracılığıyla gerçekleştiği ve reel yatırımlara yansımadığını belirtiyorlar. Bu durum, sermaye akımlarının verimlilik ve üretimi destekleyen projelerden…
3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü’nde, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında düzenleniyor. İkinci gününde, katılımcılar kalkınmanın sermaye ile doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyorlar. Ancak, son zamanlarda küresel doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın finansal merkezler aracılığıyla gerçekleştiği ve reel yatırımlara yansımadığını belirtiyorlar. Bu durum, sermaye akımlarının verimlilik ve üretimi destekleyen projelerden uzaklaştığını gösteriyor.
Katılımcılar, gelişmekte olan ülkelerin, özellikle Müslüman nüfusa sahip olanların küresel doğrudan yabancı yatırımlardaki paylarının son üç yılda düşüş gösterdiğine dikkat çekiyorlar. Bu durumun, yapısal bir değişim olduğunu ve sermayenin daha çok Batı ülkelerine odaklandığını, dünya genelinde jeo-ekonomik bir bölünme yaşandığını gösterdiğini belirtiyorlar.
Katılımcılar, sermayenin tekrar kalkınma öncelikleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Küresel sermayenin genellikle veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlara, özellikle gelişmiş ekonomilere yoğunlaştığını ifade ediyorlar. Bu durumun, özellikle gelişmekte olan ve Müslüman ülkeler için zorluklar doğurduğunu belirterek, Türkiye ve İslam dünyasının İslami finansa daha fazla ihtiyaç duyduğunu vurguluyorlar.
Katılımcılar ayrıca, Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkede henüz kullanılmamış İslami finans fırsatlarının bulunduğunu belirtiyorlar. Türkiye’nin İslami finans piyasasındaki yeri hakkında bilgi veren konuşmacılar, ülkenin potansiyelini daha iyi değerlendirmek için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini ifade ediyorlar.
Ayrıca, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) dikkat çekiliyor. Türkiye’nin sürdürülebilir yeşil dönüşümünü hızlandırması gerektiği vurgulanıyor. Son 23 yılda enerji ve doğal gaz için 1,1 trilyon doların üzerinde ithalat faturası ödenmesi sebebiyle, Türkiye’nin yeşil dönüşümüne kararlılıkla devam etmesi gerektiği belirtiliyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]