ABD’nin askeri operasyonlarının ardından İran’ın yer altı tesislerinde füze montaj faaliyetlerini yeniden başlattığı öne sürüldü. Washington’ın hasar değerlendirmeleri tartışma konusu oldu.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından, Tahran’ın bazı yer altı tesislerinde füze montaj faaliyetlerini yeniden başlattığı iddia edildi. Washington’ın İran’ın askeri kapasitesine ağır darbe vurduğu yönündeki açıklamalarına rağmen, Wall Street Journal’da yayımlanan bir rapor, operasyonlardan sonra bazı tesislerde hareketliliğin tespit edildiğini ortaya koydu. Bu durum, ABD’nin İran’ın füze programına verdiği zararın kalıcılığı ve Tahran’ın geriye kalan kapasitesiyle programı yeniden canlandırıp canlandıramayacağı sorularını gündeme getirdi.
ABD’li yetkililer, bugüne kadar düzenlenen bombardımanlarda İran’ın savunma sanayisi altyapısının yaklaşık yüzde 85’ini yok ettiğini ve çok sayıda balistik füze ile insansız hava aracını imha ettiğini savunmuştu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de daha önce İran’ın füze ve insansız hava aracı programının “işlevsel olarak yok edildiğini” belirtmişti.
Ancak yeni bilgiler, bu değerlendirmelerin aksine, İran’ın operasyonlardan sonra hala kullanılabilir askeri kapasiteye sahip olabileceğine işaret etti. Uzmanlar, yüzde 85’lik bir tahribatın, geriye kalan yüzde 15’in programı yeniden ayağa kaldırmak için yeterli olup olmayacağını tartışıyor.
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, Pentagon’un üretim altyapısına odaklanırken, yeni haberlerin önceden üretilip stoklanan parçaların montajına ilişkin olduğunu belirtti. Toğa, “Fabrikayı vurursunuz ama depodaki hazır parçalar yerinde kalır” ifadesini kullandı.
İran’ın saldırılardan önce tamamlanmış savaş başlıkları, gövdeler ve yönlendirme birimleri stokladığı ortaya çıktı. Bir ABD’li yetkili, mevcut parçalarla en az birkaç yüz füzenin monte edilebileceğini tahmin ederken, King’s College London’dan eski CIA analisti Jim Lamson bu sayının binlere ulaşabileceğini değerlendirdi.
Hocir dahil birkaç yer altı tesisinde faaliyetler tespit edildi. Oral Toğa, daha önemli gelişmenin İran’ın yeni yer altı tesisleri kurması olduğunu vurgulayarak, programın bitmediğini, sadece ertelendiğini ifade etti.
WSJ’ye konuşan ABD’li yetkililer, Tahran’ın şu aşamada yeni bir tedarik zinciri oluşturmaktan ziyade daha önce elinde bulunan bileşenlerden yararlandığını öne sürdü. Bu durum, hazır parçalarla füze montajını yeniden başlatmak ile üretimi aynı seviyede sürdürmek arasındaki kritik farkı ortaya koydu.
Mevcut stokların sınırsız olmadığı ve bu parçaların tükenmesinin ardından yeni bileşenlere, ham maddelere ve teknolojik girdilere ihtiyaç duyulacağı belirtildi. Bu aşamada İran’ın dışarıdan malzeme temin edebilme kapasitesi ve yaptırımlara rağmen oluşturduğu tedarik ağları belirleyici olacak.
Oral Toğa, hasar gören kimyasal tesisler ve katı yakıt üretiminde kullanılan endüstriyel karıştırma ekipmanlarının önemli darboğazlar oluşturduğunu kaydetti. Toğa, dış tedarik konusunda Çin’e işaret ederek, ABD Hazinesi’nin uyguladığı yaptırımlara rağmen sevkiyatların devam ettiğini aktardı.
İran’ın katı yakıtlı balistik füze üretme kapasitesini koruması veya yeniden oluşturması, bu silahları ne kadar kısa sürede kullanıma hazır hale getirebileceği açısından kritik önem taşıyor. Katı yakıtlı sistemler, atışa hazır halde depolanabilirken, sıvı yakıtlı füzeler fırlatma öncesi yakıt yüklemeyi gerektiriyor.
Oral Toğa, bu yeni bilgilerin Washington açısından siyasi sonuçları olduğunu savundu. Toğa, “Bu haber, savaşın ilan edilmiş temel hedeflerinden birine ulaşılamadığını gösteriyor. Üstelik kasımdaki ara seçimler yaklaşırken” değerlendirmesini yaptı.
Beyaz Saray, İran’ın füze üretimine yeniden başladığı yönündeki haberleri doğrudan yalanlamadı. ABD yönetimi, İran’ın askeri faaliyetlerinin yakından izlendiğini ve Tahran’ın adımlarının takip edildiğini vurguladı. Ancak İran’ın askeri kapasitesinin önemli ölçüde geriletilmesiyle tamamen ortadan kaldırılması arasındaki fark, tartışmanın merkezindeki yerini koruyor.
Reklam & İşbirliği : [email protected]